1 Şubat 2014 Cumartesi

"Bad Girl'lerin Kaçamağı"

Ojelerim nihayet kuruduğuna göre başlayabilirim sanırım.

Okuldan kaçmak normal biri için normal, sıradan bir şey olabilir. Ama benim gibi bir inek için bu bambaşka bir şeydi. Üstelik okula bile girmemiştim sayılır. Yani, Nilay girip kimse görmeden çıkmış ve buluşmuştu bizimle. Bu da kaçmak sayılır, tamam mı?! Annem bilse bile.

Anneannemlere çaktırmadım, bari onlar bilmesin diye. Ama sabah garip bir şey olmuştu, gece birlikte yattığım 1D saatini sabah masada bulmuştum. Yolda giderken onu takmaya çalışıyordum ama bu pek kolay değildi. Elimi cebime soktum ve kapıda 3'ümüz buluştuk. Her zamanki tayfa; Nurcan, Nilay ve ben tabi ki. Kimseye çaktırmadan ilerliyorduk. Nilay'la kapıda buluşacaktık ama il önce onu bulamadık. Kapıda bekleyelim dedik, ama Selçuk hocanın geldiğini gördüm. Selçuk hoca kim mi? Öğrencilerine kızınca küfredip pezevenk diyen değişik tarzda ürkütücü bir beden hocası, bizim hocamız. Adamı görünce kırtasiye yönüne kaçtık Nurcan'la. Nilay'ı arayalım dedik, o da imkansız. Kız avea'lı ben Turkcell'li. Bende de kontör 0. İlyas'ı arayalım dedim, o da avealı ya. Tabi benim gerizekalı aklım şunu sonradan bastı ki, Nilay'ı arayamıyorsam İlyas'ı nasıl arayacağım?

İkimiz de İlyas hakkında düşünürken o kapıda belirdi. Nurcan'la aynı anda "İlyas!" diye bağırdık ve onu -kimeyse artık- işaret ettik. Herkes duydu bir o duymadı! Neyse ki Nilay kapıdan sıvıştı ve planladığımız şekilde hareket etmeye başladık. İl önce Etli börek yemeye gittik kahvaltı olarak. Bunun nedeni ise Nilay'ın favori yemeği olması ve arkadaşlı yemeğimiz olarak seçilmesi. İşte mal olunca arkadaş çevren de öyle oluyor mecburen.

Etli börekten sonra baktık yapacak bir şey yok. Sabah daha 10:30 falan. Aslında börekçiden 9:30 gibi çıktık ta 1 saat dolaştık öyle, dükkanlara bakındık. Ben de sonunda durunca dedim ki; "Hadi Kozzy'ye gidelim lan."

Bunlar itiraza başlayınca Nurcan'ı ikna edersem Nilay'ın da ikna olabileceğini düşündüm. Veeee, tabi ki oldu! Yol boyunca heyecanımızdan konuştuk ama ben bir ara yolu unuttum. Minibüsteydik, nereye döneceğimizi bilmiyordum ve adama sormaya da çekiniyordum. Nurcan'a sordurttum, adam hemen önünde olduğumuzu, yukarı çıkarsak gidebileceğimizi söyledi. Adam da ne yalan atmıştı ama! 2 metre yürümüşüzdür belki.

Yemek yedik, -tabi ki- sinemaya giremedik, LC Waikiki'ye girip -sadece ben olsam da ezik durmamak için hepimizmiş gibi yazacağım- acayip tatlı kıyafetler denedik, hayran olduk ve alamadık. Ha, bir de 1D çantalaarı gördük ama orjinal olmadığı için biraz sahte durmuş, tavsiye etmem yani ;) (Bir 1D çantası 9.99 TL'ye satılır mı?! Biliyorum reklam gibi oldu ama maalesef bana bunun için para vermediler :/)

Hele Toyzshop'ta bir köpek vardı, Zeynep'le küs olduğum sıralar Nurcan'la bir anısı diye anlatıp dururlardı onu, ben de sinir olurdum. O köpeği bulup sevdik. Özelliği ne, biliyor musunuz? KÖPEK BİR MANYAK!! Başını manyak gibi okşarsanız o da gaza gelip deliriyor! :D

Nurcan da ilk defa Doughnut yesin diye Krispy Kreme'ye uğrayıp doughnut almayı unutmadık. O 2, ben de kıskanınca 1 tane alıp paramı harcadım. Geri dönünce de okulun oradaki Burger'a gittik. Geri giderken Nurcan açık Chinise Express'ten Nilay'a çubuk çaldı! Şu yemek çubukları var ya, onlardan çok istiyormuş Nilay, o da yavaşça yürürken eline alıp koştu mal. Cebine saklamayı da akıl edemedi tabi. Manyak ya, yerim ben onu.

Burger'a gittik falan, Zeynep aradı. Ben buna tripliydim, toplantısı olmasa da bizimle gelmemişti çünkü. OKula gelmemizi, kapının açık olduğunu söyledi ama ben tribimden onu dinlemedim. Sonra Erdem aradı. Kozzy'de karşılaşmıştık. Onlar kaçıp girmiş ve biraz önce yine kaçmışlardı. Onlarla buluş öğretmenlerin yanından içeri sızdık. Sonra eğlence olsun diye arka duvardan atlayalım, dedik, beden dersiydi ne de olsa. Amaaaaaaaaaa, o kadar da.... Öyle biri değilim işte. Öyle biri. Atlayamadım, teşekkürler göt korkusu!

Zeynep'e Krispy Kreme torbasını gösterip hava atmak istedik ama Nurcan ve Nilay ikilisi bizi bir araya getirmeye takmışlardı bir kere. Ertesi gün, önceden yani küsmeden önce konuştuğumuz gibi bana oje sürebilmek için mavi-yeşil arası o renkten - ona ne dendiğini hep unuturum, eflatun muydu? Yoksa çok mu atıyorum? :D - bir Mat Oje almıştı. Bana sürünce barıştık. Aynı zamanda 4'ümüz çikolata sözü de verdik, Zeynep o gün bize ayrı ayrı çikolatalar getirmişti. Bu da demek oluyor ki.... 3 tane çikolata almak zorundayım! Lanet olsun dostum!

Okulun son gününde bize rastgele gelen bir kadın öğretmenle hafiften tartıştım. Kadın telefon dışında her şeyi yapabilirsiniz dedi, sonra kendisi 1-2 kişiyle konuşmaya başladı. Zeynep ve ben de öyle takılıyorduk ve ben ezik, eski model, küçücük ekranlı iPod'um ile takılınca "Ben burda konuşuyorum değil mi?" edasıyla bana laf koymaya çalıştı. Ben de dedim ki; "Hocam siz telefon yok dediniz. iPod için bir şey demedinz." Oh göt oldu! Sanki bir daha onu görecekmişim gibi!

Okul çıkışında Burger'a gidip milkshake almamız, alırken "Üstün Başarı Belge"mi Zeynep'in "Başarı Belgesi"yle karıştırmam -ki hayatımda hiç teşekkür almadığım için bu bana büyük hakaret sayılır!, Takdir belgemi yolda düşürüp sonra Nurcan'la bulmam, bir ara bana Zeynep'le çok takılıyor muşum diye bana Nurcan&Nilay'ın trip atması ama benim ağlamayla gönüllerini almam falan dışında pek bir şey olmadı aslında sonrasında.

İlk dönem kendime söz vermiştim. 1. Dönem Efe beni fark etmezse eğer, 2. Dönem kendimi fark ettireceğim. diye. Ve yapacağım. Evet, planladığım Summer Changing'imi Winter Changing'ime dönüştürme zamanı. Yani Kendimi Değiştirme Zamanı. 15 gün içerisinde, kendimi bulacağım.

Tamam, belki okulu son gün asmış olabiliriz ama "Onlar okulda ders işliyor biz burada eğleniyoruz" düşüncesi de ayrı bir tatlı yani. Ki ders de işlemiyorlardı ya. En azından orada oturup sıkılıyorlardı. Evet doğru! Biz artık birer BAD GİRL'üz!!

İşte bu da benim değişmeden önceki son yazımdı, umarım.

1 yorum: