Hiç tahmin edilmeyecek bir şey oldu, ben Burak'la çıkıyorum! Ve asıl garip olan... Hala Efe'yi seviyorum!
Evet, çıkışta biraz konuştuk ve ikimizin de düşünmesine karar vermiştik. Eve geldikten yarım saat-1 saat sonra birbirimize söyledik cevaplarımızı. Aslında ben teklif etmişim gibi duruyor, çünkü boynuna sarılıp öpen ve "Benimle çıksana." gibi bir şeyi İngilizceye çevirmeye çalışan kişi bendim. Ama sonra "Çıkalım." dedim sadece. geçen sene bana o teklif ettiği için -ve ben üstü kapalı olarak hayır demiş olsam bile- ben teklif etmiş olmuyorum, tamam mı?!
Tabi biz okula geldiğimiz anda herkese birisinin sızdırdığını öğrenmiş olduk. Hatta artık insanların önünde birbirimizi öpmekten veya birbirimize sarılmaktan çekinmiyoruz. Hatta bazen nedensiz yere yapıyoruz bunları. Biliyorum, biliyorum. Ne kadar da tatlı, değil mi?! Ama değil işte...
Çünkü hala beni bir gülümsemesiyle bile deliye çevirebilen bir çocuk var!
Geçen gün, Arda'nın doğum günüydü. Arda dediğimiz şahıs kim mi? Daha önce bahsetmişimdir belki; Sıra arkadaşım Zeynep'in aşkı, ve onunla Fransa'ya gidecek arkadaşlardan biri. Burak'la bana romantik mi demiştiniz? Asıl bu romantik işte. Ah, bu arada. Arda da Efe'nin sıra arkadaşı. Şu erkek kardeşlerle evlenen kız kardeşler gibiyiz yani. Ama ufak bir fark var, biz platoniğiz. Hayat bize adil davranmaz. Gidip 'Seni seviyorum' demeye götümüz yemez. Gözlerimizi kocaman açar, bakarız sadece ona. Her hareketini ezbere biliriz. Onunla geçirdiğimiz birkaç saniye, hatta şanslıysak bir dakika bile olabilir, hayatımızın en değerli anını yaşıyormuşuz gibi hissettirir insana. Onun da senin gözlerinde kaybolmasını, gülüşünü tekrar rüyasında görebilsin diye hafızasına kaydetmesini dilersin, senin yaptığı gibi. Hatta bazen yaptığını sanırsın. Ama yapmaz. Çünkü neydi? Hayat bize adil değil.
Elif, onu severken başkasıyla çıkmamdan hiç haz etmiyor, aslında nefret ediyor. Ama ne yapabilirim ki? Burak'dan da biraz hoşlanıyorum yani. Onunla konuştukça eğlenceli biri olduğunu anlıyorsun. Bana 'aşkım' dediği zaman mutlu oluyorum, ama havalara da uçmuyorum. Ama hey, son sınıfız, değil mi? Bu lanet olasıca şeyleri düşünmeye gerek yok bence! Bir daha görmeyeceğin insanlara istediğin şeyi söylemek kadar iyi bir özgürlük yok bence... Yani yoktur, herhalde, o gün için hala mezuniyeti bekliyorum, yani... Elif onun duygularıyla oynadığımı söylüyor, ama bu olamaz, değil mi? Çünkü ben... Onu seviyorum. Hayır, yani, demek istediğim, sevmiyorum, hoşlanıyorum... Şu konuyu kapatsak artık?
Son sınıf demişken, şunu söyleyeceğim; bu yıl benim için en iyi yıl olacak gibi. Bizim bu edebiyat öğretmeni yine bir şeyler karıştırıyor! Benim gibi iyi yazanları 2. Dönem bir şeyde kullanacakmış, bir planı varmış. Bunu üstü kapalı olarak söyledi, yani benim olduğumu söylemedi ama hekres gibi tahmin edebiliyorum. Ben ne zaman kompozisyonumu okusam konu yine "Aranızda iyi yazarlar, güçlü kalemler var." konusuna bağlanıyor. Bence bu adam beni sevdi yaa.
Bu günü not alın insanlar! Çünkü bu gün, matematik ara sınavından tam olarak... 80 ALMIŞ BİR ÖĞRENCİMİZ VAR! TEBRİKLER! Evet, evet bu kişi benim! Ama tabi keşke normal, gerçek sınav olsaydı demediğim zamanlar da yok değil.
Son sınıf demişken, bu gün sınıf öğretmeniyle falan sınıfça ballo ve yıllıklar konusunu görüştük. Baloooooooo... Bütün okul kapsamında olacakmış!!!!!! Yaaaanniiii, bunun anlamı da, Efe'yle küçük bir dans oluyor! Hem, 4'ümüzün birleşip Nurcan'ı zorla kuaföre götürüp, saçını yaptırıp, giydirip, topuk ayakkabısıyla uyumlu takı bile taktırma planımız var! Malum, o pek gitmek istemiyor ama benden kurtulamaz tabi ki! Ayrıca, bir gün 4'ümüz kıyafet seçmeye belki Maltepe'ye de beraber, hep birlikte gideceğiz!
Yıllıklara gelelim şimdi... Herkes istediği kadar kişiye (Herhalde sınır 4 kişi falandır, tahminimce.) özel notlar yazıp verecek ve yeni fotoğraflar çektirilecek. Ben seçtim bile, zaten şu ünlü 4'lümüz olarak birbirimize yazmayı, bir de ek kişi olarak bir de erkek düşündüm ama içimden bir aralar göğüslerime bakıyor diye lezbiyen olabileceğini düşündüğüm Merve Sıla'ya da yazmak istemiyor değilim. Ha, gelelim bu yazıları kimin toplayacağına... Ben, tabi ki! Veeeeee, büyük sürpriz, enler seçilecek! Belki Nurcan, Nilay, ben ve Zeynep, 4'lü olarak 'Sınıfın en geri zekalıları' kategorisinde 1. olabiliriz diye düşünüyoruz. Belki de Zeynep'le 'en iyi İngilizce konuşan ikili' gibi bir ödül alırız :D . Valla, onları bilmem ama benim 'En iyi platonik' veya 'En iyi müzik yapan' kategorilerinde 1. Olacağımı tahmin ediyorum.
İlk olarak katılmayacaktım zaten. Zeynep'le ikimiz olalım diye - 2 kişi seçiyorlarmış- parmak kaldırmıştık ve hoca onun Fransa'ya gideceğinden çok yorulacağını (!) düşündüğü
nden onu kabul etmedi ama ben ne kadar itiraz etsem de adımı yazdı. Gıcık şişko kızıl karı. Ayrımcı demeyi de unuttum, pardon. Şimdi ise zeki ve çalışkan Furkan'la görevliyim. Pöf.
Ha bakın bir de ne buldum. Belki de 'En kahvesever' ödülünü de alabilirim. Tamam, bu sefer harbiden gittim, uykum da geldi zaten. size bir Melis Danişmend armağan etmeme izin verin, esen kalın ;)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder