28 Aralık 2013 Cumartesi

"Biraz da Aşk!"

Yine yenilmiştim. Büyük bir şeyler yapabileceğimi, bu yılın benim olabileceğini hayal etmiştim. Ve... şimdi neredeyim? Bu hayalleri kurmaya başladığım yatağımda. Üzgün bir surat ve solgun gözlerle ekrana bakıyorum! Dersler neden bu kadar ağır olmak zorunda? Ailem neden bir türlü mutlu olmuyor? Efe beni 8 seneden beri neden fark etmedi? Neden arkadaşlarım benden rahatsız? Babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?

Ve en önemlisi; Neden yaşamak zorundayız? 

Tamam, yaşamayalım demek istemedim. Belkide sadece... İstediğimiz zaman gözlerimizi kapayıp dünyadan yok olabilmemizi sağlayan bir gücümüz olsaydı. Mesela utandığımız zaman? Ya da birileri yüzünden hayal kırıklığına uğradığımızda? İşte bu yüzden; hayatta zor olanı seçmek zorundasın. 

Size 5 yıldır, altını çizerek söylüyorum, yaklaşık 5 yıldır  platonik olduğum çocuktan bahsetmiş miydim? Adı Efe. Salağın teki! Hayır, hayır. Asıl 6. Sınıfta neredeyse bütün arkadaşlarımla çıktığı için sonunda bana ilgi duyacağını düşünen ben olduğum için, salak olan benim. Ona buradan yaptıkları için kocaman bir Lily Allen öneriyorum; Fuck you, fuck you, fuck you very much! 

Onunla aynı okula düştük, bir yıl aradan sonra belki bir şeyler olur diye umut etmiştim işte. Çünkü geçen yaz Facebook'ta konuşmuştuk ve bana 'Karpuz gibi tatlısın' imasında bir şeyler söylemişti işte. Ama şimdi görüyorum ki, onun kalbi hala bitches'larda. Özge olanında. Beni hayatım boyunca ezen gerizekalı, sıska, havalı olanında. 

Geçmişimde biraz üzücü anlar yaşadım. Özge, anaokuluna ilk gittiğimde hemen kaynaştığım bir kişiydi.O zamandan beridir hayatım biraz... Berbattı. Okula onun gölgesinde kalarak başlamıştım. Şişko biriydim. Ama eğlenceliydim, yani ben öyle sanıyordum. Winx'e çok özenen bir arkadaş grubumuz vardı. Ecem, Buse, Özge ve ben. 4 Melekler'dik. Sonrai beni dışlamaya başladılar. Beni gruplarına almıyorlardı. Çünkü çok gıcıkMIŞım ve herkesin önünne geçmeyi seviyorMUŞum (!). Asıl şeytanın o olduğunu görememelerine inanamıyordum. Sonra Ecem de, Buse de okuldan ayrıldı, ama biz 3'ümüz piano kursunda takılabiliyorduk. Onlara Özge'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışsam da, bunu pek faydası olmamıştı. Yine de, Ecem ile biraz daha yakın olmuştuk. Hep böyleydi, Özge Buse'yle ve ben de Ecem'leydim. O benim burç-daşımdı. Bilirsiniz, aynı burçtan olanlar yani. Ama yine de beni sevmiyorlardı. Çünkü ben onlar gibi zayıf değildim. Ben şişkoydum. Ve yalnızdım. Bir tek yanımda iyi arkadaşım dediğim Hayri vardı. 
  Seneler geçti ve Zeynep (Bu başka bir Zeynep)  ile Başak bizim sınıfa geldi. Özge hemen onların da beyinlerini yıkadı. Onlarla çok mutluydum. En iyi dönemimdi, ya da en asi dönemimdi. Anneme söylemeden onlarla birlikte bir yerlere gidiyor, bütün 20'liklerimi harcıyordum. Onlar bana küfretmeyi alışkanlık haline getirmişlerdi.
  Zeynep'e, eski okulunda whore derlermiş. Çünkü okulundaki bütün erkeklerle -neredeyse yani- çıkmış. Bizim okulda da olanlar farklı değildi. İlk önce Batuhan'dan hoşlanmıştı. Hatta onların aralarını düzeltmekten Batuhan'la kanka olmuştum. Batuhan, yarı ünlü sayılırdı. Bazı dizilerde oynamıştı,' Doktorlar gibi. O zamanlar MSN'i hala kullanıyorduk. 3'ümüz üçlü konuşma açıp takılırdık. Sonra Zeynep, Efe'ye sardı. Efe ile Batuhan kankalardı, ve Zeynep yüzünden araları biraz da olsa bozulmuş, kavga etmişlerdi. Sonra Zeynep Efe'yle çıkmıştı. İçim acımıştı, ama hep yaptığım gibi içimde tuttum. Beni seven insanlar -tabi kalmış olsalardı- üzülmesin diye. 
  Beni kandırıp Efe'nin Facebook'una girmiş, beni kızdırmışlardı ve ağzımdan -klavyemden- yanlışlıkla onu sevdiğim kaçmıştı ve Zeynep bunu bile bile onu öpmüştü, onunla çıkmıştı. Sanırım üzülmeye alışmayı o zaman öğrenmiştim. 
  Diğer okula gitmeden önce aramız kötüydü ve ben diğer okula geçince onlarla bir - iki atışmadan sonra konuşmaya bile tenezzül etmemiştim. Ama Efe her zaman kalbimdeydi. Hatta 6. Sınıftayken onu unutmamak için adını bilgisayar parolam yapıp, adına şarkılar yazmıştım. 

  Şimdi, bu uzun hikayeden sonra yine aynı okuldaydık! Ama bu asla olmayacak gibi görünüyordu. Yine de denedim. Onu her gün çıkışta beklemeye çalıştım, Elif'in ısrarlarına rağmen. Karda ve yağmurda dahil. Onu takip ettim ve gizlice minibüse binmesini izledim. Elif, beni ne zaman üzgün görse onunla konuştuğunu ve benim hakkımda ipucu verdiğini söylüyordu. Ama buna 2. Seferden sonra inanmamaya başladım. Beni sevmiyor gibiydi, ama sorun şu; onu unutamıyorum! Hatta onu görmek için onların sınıfına gidiyordum, pek dışarıya çıkmıyordu çünkü. Burak'ı (Eski sınıfımdan bir çocuk) ziyarete gidiyormuş gibi davranıyordum. Beni gördüğü 5/4 zamanda yanımıza gelmiş ve konuşmamızı dinlemişti.

Onu gördüğümde ifadem bile değişiyordu. Sırıtıyor, dudağımı ısırıyor, gözlerimi kocaman açıyor, dışarıdan nasıl göründüğüme ve acaba ona 'Gamzelerin çok tatlı' veya 'Çok taşsın' bakışı atıyor muyum, diye düşüncelere boğuluyor ve  havalı davranmaya çalışıyordum. O çıkışta yanımızdan geçerken çenem açılıyor ve durmadan Nurcan'ın 'Pşşt. Bak, yanımda, he he' bakışları arasında ona konuşuyordum. Fakat şimdi kafamı karıştıran bir şey var. Burak. 
  Geçen sene okula ilk geldiğimde bana  ilk çıkma teklif eden çocuktu, uzun zamandır birlikte İngilizce kursundan dönüyorduk. Aslında eğlenceliydi, 4'ümüz yani. Poyraz, Emre, Burak ve ben. Biliyorum, çok slutty gözüküyor. Her neyse. Eve giderken yolunu değiştirip uzatıp bizim evin önünden geçiyordu. Ben içeriye girene kadar beklemesini rica ediyordum, çünkü sokak gerçekten korkunç ve bazen Poyraz  Cikorkutucu konular açabiliyor, tamam mı?!
  Bu gün sadece Emre, ben ve  oyduk. Emre de bana çıkma teklif etmişti, ama ben onu sadece arkadaş olarak görüyordum ve sınavları falan bahane ederek nazikçe 'Hayır' dedim. Bu gün de her zaman olduğu gibi minibüste yanyana durabilmek için arka koltuklara oturduk. Bazen yanyana otururken başlarımızı birbirimizin omuzlarına yaslamamızı veya kolunu daha  rahat oturabilmek için Poyraz ile benim omuzlarımıza atmasından çok hoşlanıyor... Gibiyim. Bu gün de bunlardan birkaçı oldu ve... Evin önüne geldiğinde sarıldık. Ve hala "Keşke onu orada öpseydim. Ne romantik olurdu lan." diye düşünmekten alamıyorum. Ayrıca bana onunla çıkmak isteyen kızlardan bahsedince biraz... Sinir oluyor gibi hissediyorum. Ee, ne dersiniz? Sizce Burak, Efe'nin yerini alabilecek mi?

Bu gün deneme sınavı olmamızdan bahsetmek istemiyorum bile! Bir insan nasıl matematikten 10 YANLIŞ çıkarabilir?! bir de 2 BOŞ mu ne var... Biri bana sihirli değnekle dokunup şu matematiğimi düzeltmeli. Cidden. Çünkü annemin... Tepkisine üzülüyorum. Elini saçlarına geçiriyor, iç çekiyor ve gözlerini kapatıp başını olumsuz anlamda sallıyor. Sonra ben o bütün olayların başladığı yere geri döndüm yine. Yatağıma, bloguma...

1 yorum:

  1. Aşkım yaa kıyamam, şu aralar pek blogunla ilgilenmiyorsun sanırım, o yüzden belki bu yazdığım şeyi göremezsin ama seni anlıyorum ya da anlamaya çalışıyorum. bilmelisin ki seni sonsuza kadar seveceğim ve hep dostun kalacağım bitanem. Seni Seviyorum!!

    YanıtlaSil